27 Haziran 2011 Pazartesi

Tarihteki Deliler (Kazım Koyuncu)

Şimdi hepiniz soracaksınız, “Tarihteki Deliler’de yaşayan birinin ne işi var?” diye… Tabi yaşadığımız her anın tarihin bir parçası olduğunu unutmamak gerek… Ayrıca Tarihteki Deliler bölümü için daha iyi bir deli bulamayacağıma emin olabilirsiniz. Bunun dışında geçen gün (25 Haziran), bugünkü konuğumuzun aramızdan ayrıldığını zannettiği günün yıldönümüydü.

Evet, bu kadar merak hepimize yeter. Konuğumuz, severek dinlediğimiz Kazım Koyuncu… Onu çok sevdiğimiz için onun hayatını öğrenmekte fayda var. Ben bugün size bu konuda bilgi vereceğim. Yani kendim bildiğimden değil; ben de hepiniz gibi internetten baktım, öyle anlatacağım.

Kazım Abimiz, Artvin’in Hopa ilçesinin bugünkü adı Yeşilyurt olan P’anç’ol köyünde 7 Kasım 1971‘de doğmuş. Doğum tarihi nüfus kağıdına 10 Mayıs 1972 yazılmış. Bu yüzden yılda iki defa kutlama mesajları alırmış. Bunları gülümseyerek karşılarmış hep. Kendisi, bakkallık ve berberlik yapan Cavit Koyuncu’nun altı çocuğunun sondan ikincisiymiş. Cavit Koyuncu, 1960’larda Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluş dönemlerinde partililerle tanışmış, dükkanı öğrencilerin kitap-gazete okuma yeri haline getirmiş. Kazım da bu nedenle biraz muhalif yetişmiş. Babası 12 Eylül’ün ardından Erzurum’da altı ay hapis yattığı sıralarda Kazım on yaşındaymış ve aile anne Hüsniye Koyuncu tarafından idare ediliyormuş.

Çocukluğunda “Kemençeci Yaşar” olarak tanınan Yaşar Turna‘nın türkülerini çok dinlermiş Kazım. Daha sonra da Karadeniz Bölgesi’nin müzikleriyle içli dışlı olmaya devam etmiş hayatı boyunca…

On yedi yaşında köyünden çıkmış ve 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi‘ne girmiş. 1993‘te okulu bırakmış ve sadece müzik yapmaya karar vermiş. Şöyle anlatıyor: “Zor dönemler, o okulu bitirip kaymakam falan olacaksın; ya da kendi istediğin işi yapacaksın. Ama hep soru işaretleri olacak, sonu nereye varacak? Bu tercihlerden soru işaretli olanını tercih ettim.”

1990 yılında Çağdaş Sanat Atölyesi’nin etkinliklerinde yer almış. Çağdaş Oyuncular‘ın sahneye koyduğu ”Faşizmin Korku ve Sefaleti” adlı oyunun müziklerini yapmış. 1991 yılında Ali Elver ile birlikte “Grup Dinmeyen”i kurmuş. Grup Dinmeyen 1996‘da “Sisler Bulvarı” isimli bir albüm çıkarmış.

Hayat dolu bir DELİ...
1993’te Mehmedali Barış Beşli, İlhan Karahan (Yabantaş) ve Metin Kalaç’la “Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları)” isimli grubu kurmuş. Bir süre iki grup müzik hayatına aynı anda devam etmiş. Gruba (Zuğaşi Berepe) zamanla bas, perküsyon ve flütü ile Cafer İşleyen, elektrogitarda Gürsoy Tanç, tulumda Murat Turan, davulcu Zülküfil Murat Dilek ve Uğurcan Sezen katılmış.

Zuğaşi Berepe 1995‘te “Va Mişk’unan-Bilmiyoruz”1998‘de “İgzas-Gidiyor” albümlerini çıkarmış. Yine 1998’de, Brüksel konseri sırasında canlı kayıt edilen parçalardan oluşan, kısıtlı sayıda basılan “Bruxel Live” albümü de rock müziğin sevenleriyle buluşmuş. Aynı yıl grup dağılmış; fakat grubun üyeleri hep dost olarak kalmışlar.

Kazım, Tuncay Akdoğan’ın “Serüvenciler” grubunun kuruluş aşamalarına“Darbedar” parçayı söyleyerek katılmış. 2000 yılında Beyoğlu Metropol Müzik‘in çıkardığı Salkım Söğüt dizisinin ikincisinde daha sonraları kendisiyle neredeyse özdeşleşen Megrelce “Didou Nana” şarkısını, Lazca çok sevilen bir türkü olan “Golas Empua Yulun” ile “Dağlarda Kar Sesi Var” türküsünü söylemiş. Salkım Söğüt-4’te seslendirdiği en güzel şarkılardan olan ve “Viya” albümünde de yer alan “Ou Nana” şarkısında İlkay Akkaya ile düet yapmış.

Sanatçı, 2001’de “Viya” albümünü çıkarmış. Bu albümde Lazca, Gürcüce, Hemşince anonim şarkılar ve Laz sanatçı Hasan Xelimişi‘nin eserlerini söylemiş. Daha sonra Kanal D’de yayımlanan popüler TV dizisi “Gülbeyaz”‘ın müziklerini yapınca yurt çapında tanınmış. Bunun dışında Kemal Sahir Gürel ile birlikte “Sultan Makamı” adlı televizyon dizisinin müziklerini hazırlamış. Nisan 2004’te “Hayde” isimli albümünü çıkarmış. Bu albümde de Karadeniz ezgilerine ağırlık vermiş; Şevval Sam’la birlikte “Ben Seni Sevduğumi” ve “Gelevera Deresi”türkülerini seslendirmiş. Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören Hey Gidi Karadeniz konserler dizisinin de öncülüğünü yapmış. Demo kayıtları vs.den oluşan bir albümü de (Dünyada Bir YerdeyimOcak 2007’de Halkevleri tarafından çıkarılmış.

2004 yılının sonlarında, aralık ayında Kazım Koyuncu’ya testis kanseri teşhisi konulmuş. Bir çeşit testis kanseri olan germ hücreli tümör akciğerinde bulunduğundan akciğer kanseri etkisi yaratmış. Ancak o müziğinden ve neşesinden vazgeçmemiş, vazgeçmedi, hala da vazgeçmiyor. Bir konserinde “Ha kanser ha konser!” diyerek de bunu dile getirmiştir.

Kendisi 25 Haziran 2005 tarihinde aramızdan ayrıldığını sanıyor; ama bize ne kadar da yakın olduğunun farkında değil. Zira ona ulaşmak için çağırmamıza bile gerek yok, hissetmemiz yetiyor. İşte bu onun hala yaşadığının kanıtı… Bizden uzakta olan onun bedeni… O da doğduğu köy olan P’anç’ol‘da fındık ağaçlarının çevrelediği köy mezarlığındadır.

O bir devrimci… O nükleer karşıtı bir doğa dostu… O bir insan dostu… O bir sanatçı… O bir Karadenizli… O bir Laz… Hepsinden önemlisi o bir DELİ… 

Ve kendisi şöyle diyerek bunları kanıtlıyor:
“Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim. Ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi en azından çok zorlanırsam ortaya koymaktan çekinmem.”

3 yorum:

  1. huzur içinde yat kazım koyuncu...

    YanıtlaSil
  2. Allah Rahmet Eylesin

    YanıtlaSil
  3. Ben Azerbaycandan Yaziyorum Butun Turkleri Seviyorum <3

    YanıtlaSil